Radyo ve televizyon kuruluşlarında; spiker, muhabir ve sunucuların dili yanlışsız kullanmalarının şart olduğu fikri yerleşmemiştir. Neredeyse Türkçe konuşan herkes bu görevlerde kullanılabilmektedir. Dili kullanmada belli bir seviyeye ulaşmamış ve belli bir dil eğitiminden geçmemiş kimselerin radyo ve televizyonlarda yaptıkları dil yanlışları kamuoyunu rahatsız etmektedir.

Dili özensiz ve keyfî kullanış, radyo ve televizyon yayınları aracılığı ile toplumun dilini etkilemekte; iletişimi, anlaşmayı zorlaştırmaktadır. Yapılan yayınların birçoğu, içerikleri, amaçları ve nitelikleri bakımından halkın dil becerilerini geliştireceği, kültürel seviyelerini yükselteceği, onlara Türkçeyi sevdireceği yerde dilin yozlaşmasına yol açmaktadır.
Dili sürekli bozuk kullanmaktan dolayı bazı gazete köşelerinde, dergilerde yapılan eleştirilerin gün geçtikçe artması ortada bir sorun olduğunu açıkça göstermektedir.
Sadece dil yanlışları değil radyo ve televizyonlarda yapılan bazı yayınlar, kişisel yorumlar, ortaya konan tavırlar da dinleyicilerin düşüncelerini, davranışlarını etkilemektedir. Bu kişisel, keyfî, bilim dışı tavırlar sonucunda toplumda bir yılgınlık, güvensizlik ve bocalamanın baş gösterdiği söylenebilir.

TESPİT EDİLEN SORUNLAR
Türk Dil Kurumunda oluşturulan Proje Yürütme Kurulu, üniversite ve liselerde görev yapan dil ve edebiyat öğretmenlerinden 15 kişilik bir uzmanlar kurulunu, çeşitli radyo ve televizyonların iki aylık yayınlarının tamamını izlemek ve yanlışları tespit edip fişlerde göstermekle görevlendirmiştir. Tespit edilen binlerce fiş, Proje Yürütme Kurulu tarafından sınıflandırılıp değerlendirilerek ekteki rapor elde edilmiştir. Radyo ve televizyonlarımızın söz varlığını tespit etmek için de üç kanala ait ve daha çok haberlerden oluşan, toplam 24247 kelimelik bir yazılı metin temin edilmiş; bu metin üzerinde yapılan değerlendirme ve sıklık listeleri de rapora eklenmiştir. Tespit edilen dil yanlışlarının, uygulanmakta olan eğitim sistemimizle doğrudan ilgili olduğunu öncelikle belirtmek gerekir. Toplumumuzda gittikçe yoğunlaşan dili yanlış ve keyfî kullanış, ilkokuldan başlayan ve bütün öğretim kademelerinde görülen ihmalkârlıktan kaynaklanmaktadır.

Raporda ayrıntılarıyla belirtilen yanlışlar ve bazı önemli noktalar, genel olarak birkaç maddede toplanabilir.
1. Dil yanlışları daha çok canlı yayınlarda görülmektedir. Haber mahallinden yapılan canlı yayınlarda bu oran daha yüksektir.
2. Yapılan dil yanlışları, sunucunun belli bir dil eğitiminden geçmediği, dildeki gelişmeleri takip etmediği sonucunu ortaya koymaktadır.
3. Yoğun olarak yapılan dil yanlışlarına ve keyfî kullanımlara bakıldığında ilgili kurumda bir denetlemenin bulunmadığı fikrine varolmaktadır.
4. Kelimelerin seçimi, yazımı ve okunuşunda ortaya çıkan dil yanlışları, pek çok sunucunun imlâ kılavuzu, sözlük gibi kaynakları kullanmadığını göstermektedir.
5. Bu tespitlere, yabancı dillere karşı gösterilen aşırı ilgiyi, yabancı kelime kullanmadaki özentiyi de katabiliriz.
6. Yerli film ve dizilerde toplum içinde söylenmesi çirkin olan, görgü kurallarına ters düşen pek çok kaba kelime sarf edildiği görülmektedir. Bunların yoğun olarak kullanılması dinleyicileri, seyircileri rahatsız etmekte ve tiksindirmektedir.
7. Öğrenim sırasında ve daha sonra herhangi bir deyimin gerçek yapısı ve nerelerde kullanılabileceği kavranmamış olduğundan pek çok deyim yanlış kullanılmakta, söz gelişi, “ekmeğine yağ sürmek” gibi bir deyim “kazancına ekmek sürmek” biçimine dönüştürülebilmektedir.
8. Deyimleri yanlış ve eksik kullanma, kelimeleri yanlış telâffuz etme, cümle düzenini bozma, konuşmada kaba, edep dışı sözlere yer verme, yabancı kelimelere özenme gibi hususların toplumu hızla etkilemekte olduğu acı bir gerçektir. Kısa vadede önlem alınmadığı takdirde bu olumsuz gidişin boyutları daha da büyüyecektir.
9. Radyo ve televizyonlarda kullanılan söz varlığının da son derece sınırlı olduğu ve 500-1000 kelime etrafında döndüğü tespit edilmiştir.

Gerek Türk Dil Kurumuna ulaşan tepkilerden, gerek bazı yayın organlarında sık sık yer alan dil yazıları ve eleştirilerden bu konuda kamuoyunda bir bilinç oluşmaya başladığı gözlenmektedir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Türk Dil Kurumu arasındaki bu iş birliğinin de bu bilince katkıda bulunacağı beklenmektedir.

Kaynak: RTUK’den kısaltılarak alınmıştır.