Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz bireylerin davranışlarında ve duygularında değişime neden olan yalnızlaşma hastalığıyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.

İnsanın sosyal bir varlık olduğu yüzyıllardan beri herkes tarafından bilenen bir gerçektir. Son yıllarda ise internetin hayatımızın her alanına girmeye başlaması ve sosyal ağların iletişim odağı haline gelmesi sosyal bir varlık olan insan hayatı üzerinde dönüşümlere neden olmuştur. Geleneksel iletişimden, sosyal ağlar aracılığıyla gerçekleşen iletişime geçişimiz çağımızın yeni sorunu olan “Sanal Yalnızlığı” ortaya çıkarmıştır.

Sanal iletişim yüz yüze iletişimin yerini almaya başladıysa dikkat!

Akıllı telefonların en olumsuz yönlerinden biri de, sosyal bir varlık olan insanı, giderek asosyalleşme sürecine götürmesi. Geleneksel iletişimden farklı olarak insanlar artık sözleşip bir yer de buluşmak yerine sosyal mecralar aracılıyla jet ve miniklerin olmadığı sanal iletişimi tercih ediyorlar. Hatta bir ortamda birlikte oturan arkadaşların, birbirleriyle sohbet yerine sürekli cep telefonları ile uğraştıklarını, oyun oynadıklarını ya da mesajlaştıklarını görüyoruz.

Maalesef insanımız, nerdeyse telefon ve mesaj bağımlısı haline gelmiş durumdadır. Sürekli olarak bir yerlere mesaj göndermek, her an telefona bakmak, evde, arabada, dost arkadaş meclislerinde hatta iş yerinde devamlı olarak cep telefonları ile meşgul olmak, sosyal medyayı günün belirli saatlerinde bilgisayardan takip etmek yerine cep telefonlarıyla izlemek alışkanlık haline geldi.

İletişim Yalnızlık2

Yüz yüze sıcak iletişim yerine sosyal iletişim ağlarıyla sosyalleşmeye çalışmak aslında yalnızlaşmanın ve kişinin kendine yabancılaşmasının yansımalarıdır. Zihnimizden geçen düşünceleri tek bir parmak hareketiyle karşı tarafa iletmemizi sağlayan sosyal paylaşım ağları bireyden başlayıp toplumun geneline yayılan yalnızlaşma hastalığına neden olmuştur.

Sanal dünya yüz yüze iletişimin yerini alamaz

Günümüzde sosyal paylaşım ağlarını herkes kullanmaktadır. Sosyal ağlar kişilerin yüz yüzeyken ifade edemedikleri şeyleri daha rahat olarak ifade etmelerini sağlıyor. Ancak sanal ortamdaki paylaşımlar fotoğraflar ya da yapılan yorumlar yüz yüze iletişimin yerini alamaz.

Sosyal ağlarda geçirilen fazla zaman insanları sadece yalnızlığa sürüklemekle kalmaz. Kişiyi ait olduğu çevreden koparır aile, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerine zarar verebilir. Hatta iletişimin kopması eşler arasında boşanmalara bile neden olmaktadır. İnsan doğası gereği sarılmak, dokunmak, görmek ve işitmek ister.

Zaman ve mekan kavramının ortadan kalktığı sosyal ağlar sayesinde insanlar birbirleriyle tanışıp sohbet etme becerisini yitiriyorlar. Özellikle aynı şehirde oturan insanların iletişim ihtiyaçlarını akıllı telefonlar ile gerçekleştirmesi ve bunun bir alışkanlık haline dönmesi sosyal bir varlık olan insan için vahim bir durumdur. Sanal iletişim bir alışkanlık haline gelmemeli, yüz yüze iletişimin yerini almamalıdır.

Cep telefonlarının frekans dalgaları pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor

Üzülerek ifade edeyim ki, teknoloji, bir yandan hayatımıza rahatlık ve keyif katarken diğer taraftan sağlımızı da ciddi oranda tehdit etmektedir. Etrafımız birçok elektromanyetik dalga ile sarılmış durumdadır. Radyo ve televizyon dalgaları, wireless dalgaları en önemlisi cep telefonu frekans dalgaları ile sürekli beynimizi vurmaktadır.

Cep telefonları özellikle faaliyet durumunda iken bu dalgalar daha da yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla cep telefonu ile konuşurken ya da mesajlaşırken sinyaller daha kesifleşmekte haliyle beynimize verdiği zararlar da artmaktadır. Son 10-20 yıl içerinde gerek panik atak, depresyon ve okb (takıntı hastalığı) gibi psikolojik hastalıklar gerekse Alzheimer ve parkinson gibi organik beyin hastalıkları, çağımızın hiç bir döneminde olmadığı kadar anormal artışlar göstermiştir.

Yalnızlaştıran iletişimden kurtulmak mümkün

Sosyal ağlarda geçilen zaman aile bağlarınızın zayıflamasına, iş hayatında veriminizin düşmesine, sosyal faaliyetlerinizde azalmaya neden oluyorsa kişi önce bunun sanal bir ortam olduğunun farkına varmalıdır. Sosyal ağlarda harcadığı zamanı belli bir saat aralığında tutmalı ve o saati aşmamaya özen göstermelidir. Alternatif etkinlikler bulmak arkadaşlarla buluşmak, kitap okumak, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek gibi spor faaliyetlerine yer vermek faydalı olacaktır. Kişi tüm bu çabalara rağmen hala bu bağımlılıktan bir uzman desteği almalıdır.